Ankara Alo Paket – Yemek & Su & Tüp & Kuru Temizleme & Otobüs

Yemek Kültürü

Yemek Terimleri


Alaca Soymak: Kabuklu meyve veya sebzelerde kabuğun birer parmak arayla uzunlamasına soyulmasına denir.

Aperatif: Yemekten önce iştah açıcı olarak alınan içki veya yiyeceklerdir.

Bağlamak: Sos, çorba ve yahni gibi sulu yiyecekleri koyulaştırma işlemi. Bunun için eskiden ekmek içi veya yumurta sarısı kullanılırdı. Türk mutfağında Çerkez tavuğunun sosu ve terbiyesi hala Ortaçağ yöntemleri ile yapılır. Bağlamak için daha sonraları unla karıştırılmış yağ kullanıldı. Bazen de daha yaygın olarak bunlar meyane haline getirilerek bağlayıcı görevi gördü. Modern mutfak ise en çok mısır nişastası ve kremayı en iyi iki bağlayıcı kabul ediyor.

Barsama: Güzel kokulu, yaprakları yemeklere konan nane ve yaban kekiğinin ortak adı.

Benmari: Bazı yiyeceklerin düşük sıcaklıklarda pişirilmesi için kullanılan bir yöntemdir. Bu teknikte bir kap yarı yarıya kadar sıcak su ile doldurulur ve gerekiyorsa ağır ateş üzerine oturtularak suyun sıcaklığının sürekliliği sağlanır. Bu kabın içine tabanı ve kenarları sıcak su ile temas edecek ikinci bir kap oturtulur. Yiyecekler bu ikinci kabın içine konularak pişirilir.

Boca Etmek: Bir kerede hepsini dökmek.

Buke Garni: Defne yaprağı, maydanoz sapları ve yaban kekiği bir iple birbirlerine bağlanır. Bir ucu uzun bırakılır. Böylece pişme sırasında yemeğin içine sarkıtılan Buke Garni, gerektiği zaman kolayca yemeğin dışına alınıp atılır. Gerekli görülürse buke garni bir bez veya kumaşa sarılarak da hazırlanılabilir.

Çentmek: Sebze yada meyvaları bıçakla dikine her yönde kesikler yaparak minik minik doğramak.

Çeşni: Yemeklerde farklı tatlar elde etmek için kullanılan çeşitli baharatlara denir.

Demlemek: Pişen yiyecekleri ateşten indirerek kapaklarını kapalı tutup kendi buharlarında dinlemeye bırakılması.

Fiske: Baş parmağıyla işaret parmağı arasında kalan miktardır.

Flambe: İkram sırasında hazırlanıp sunulan alevli yemek veya tatlılara verilen addır.

Fondan: Şekerleme haline gelmiş beyaz krema.

Füme: Kurutarak saklama yöntemlerinden biri. Et, balık gibi gıdaların ateş dumanında kurutulması.

Gato: Pastaların pandispanyasına verilen addır.

Göz Göz Olmak: Muhallebi, pilav gibi yemeklerin suyunu çektikten sonra üzerinde oluşan küçük oyuklara denir.

Granite Etmek: Bir ekmeğin üzerini kızartmak.

Harç: Kullanılan malzemelerin doğranarak karıştırılması.

Islatmak: Zor pişen kuru baklagillerin pişirme sürelerini kısaltmak için önceden su içinde bekletilmesi.

Jelatin: Toz yada tabaka halinde satılan bir kıvam verici.

Karanfilli Soğan: Soğanın dış kabuklarının soyulduktan sonra soğanın üzerine bir-iki diş karanfil saplanmasıdır. Bazı mutfak ustaları yarım defne yaprağını soğanın üzerine koyduktan sonra karanfil saplama işlemi yaparlar.

Kef: İçinde sebze veya et, kemik kaynatılan bir sıvının üzerinde oluşan köpük. Kef sıvının içinde, malzemenin üzerinde kalmış, istenmeyen kısımların kaynama sırasında koparak üste çıkmasından oluşur. Kef'in sık sık alınmaması halinde yemeğin berraklığı kaybolur ve hafif acımsı bir tat oluşur.

Konkase Domates: Domatesin üzerindeki öz kısmını bıçakla oyup çıkarın. Domatesleri alacak büyüklükte bir tencereye yarıya kadar su koyup bir taşım kaynatın. Ateşi kısın. Domatesleri tencereye atıp kabukları çatlamaya başlayıncaya kadar suda tutun. Bir kevgirle alın. Soğuk su dolu bir kaba atın. Böylece domatesin kabukları kolayca ve domatesleri zedelemeden soyulacaktır. Sonra domatesleri enlemesine kesip, avucunuzun içinde hafifçe sıkarak çekirdeklerini çıkartın. Yaklaşık 1cm.X 1cm boyutlarında doğrayın.

Közlemek: Izgara veya kömür ateşinde sebzelerin kabuklarıyla pişirilmesi.

Krim: Taze, dinlenmiş sütün üzerinde biriken yağlı kısım.

Krema: Sütün yağca zengin olan kısmından elde edilen bir ürün modern mutfakta giderek daha çok yaygın bir kullanım alanı bulmakta. Modern teknoloji ile yağlılık oranı % 12 ile % 48 arasında değişen çeşitli kremalar yapılmakta % 12 yağlı krema kahve ve çayın yanında verilmekte. Diğerleri ise mutfakta kullanılıyor. Yemeklerde düşük tatlılar da ise daha yüksek oranda yağlı kremalar kullanılır. Paketlenmiş krema bulamadığınız takdirde, herhangi bir krema kullanabilirsiniz.

Kremabör: Pastacılıkta kullanılan bir Fransız kreması. Genellikle pastanın hamur kısmını lezzetlendirmek üzere hazırlanır. Süt yada suyla hazırlanmış şeker şurubu ve yumurta sarısı oluşur. Bazen içine yağ ile birlikte taze krema da ilave edilir.

Kuvertür: Çikolatalı tatlıların yapımında profesyonel mutfaklardan sık kullanılan kakao türevi. Kuvertür yerine hemen her zaman bitter (sütsüz) çikolata kullanılabilir.

Kruton: Ekmeğin içini küp şeklinde kesip üzerine erimiş margarin gezdirilerek önceden ısıtılmış fırına sürülüp, ekmekler altın sarısı renk alana kadar kızartma işlemi.

Kuzu Gömleği: Kuzunun karın kısmındaki iç organlarını göğüs kafesindeki organlardan ayıran zar kısmı.

Labne: Hiç tuzu olmayan yumuşak krem peynir. Daha çok tatlılarda ve pastacılıkta kullanılır.

Lapa: Taneli gıdaların genellikle pirinç suyuyla kaynatılarak bulamaç haline getirilmiş şekli.

Marinat: Sığır, dana, koyun, kuzu, tavuk, av etleri ve balıklara fazladan bir lezzet katmak ve yumuşamalarını sağlamak üzere, hazırlanmış taze ot ve baharatlı sıvı. Pişmiş ve pişmemiş marinat daha çok eti yumuşatmak için kullanılır. Anında hazırlanmış marinat ise ete lezzetkatmakiçin düşünülmüştür.

Meyane (Beyaz): Eşit miktarlarda margarin ve un kullanılarak hazırlanır. Meyane yapmak için margarini kalın dipli bir tencerede erittikten sonra unu ilave edip tel yada tahta bir spatulayla karıştırarak çok ağır ateşte kumlu bir doku elde edinceye kadar pişirin. Bu meyanede un kesinlikle sararmamalıdır.

Meyane (Kahverengi): Bu meyanede aynı biçimde yapılır. Ancak bunda pişme süresi biraz daha uzun tutularak meyanenin açık kahverengi bir renk alması sağlanır.

Mirpua: Birçok yemeğe çeşni katmak üzere kullanılabilecek standart bir sebze ve otlar karışımıdır. Oran; 250 gr. havuca, 250 gr. soğan, 250 gr. kerevizdir. Bunlar iri küpler biçiminde doğranır. Yarım defne yaprağı ve küçük bir dal kekik ilave edilir.

Nektarin: Şeftali ağıcına erik aşılanarak elde edilen şeftali tadında tüysüz meyve.

Özemek: Birkaç şeyi birbirine karıştırıp iyice çırparak yoğunlaşmasını sağlamak.

Pastörize: Besinlerin özel cihazlarda 65 derece kadar ısıtılarak birdenbire soğutulmasıyla, içindeki mikropların öldürülmesi işlemi.

Pembeleştirmek: Yağda kavurarak rengin dönmesini sağlamak.

Plaki: Bol sarımsak, soğan, domates ve zeytinyağı ile pişirilen yemek türü.

Poşe Etmek: Yiyeceğin 90-95 derece, yani kaynama noktasının hemen altındaki suda pişirilmesidir. Poşe edilecek malzeme suya bütünüyle girmelidir. Poşe etmede kullanılan sıvı önce bir taşım kaynatılmalı, sonra ateş kısılarak kaynama durdurulmalıdır.

Salamandra: Profesyonel mutfaklarda kullanılan ve ısıyı sadece yukarıdan veren alet. Salamandra sayesinde yemekler pişmeden üzerleri kahverengileştirebilir ya da karamelize edilebilir. Salamandra özellikle üzerine peynir ya da şeker serpilmiş yiyeceklerde kullanılır. Ev fırınlarının üst kısmı, salamandra olarak kullanılabilir.

Silkme: Çeşitli sebzeler ve etle pişirilen bir tür sıcak yemek.

Soğan (Piyaz): Kabukları soyulan soğan ikiye kesilir. Kesilmiş yüzü altta kalacak şekilde kesme tahtasına konur. Birbirine paralel çok ince dilimler halinde kesilir.

Sote Etmek: Sebze, balık ya da etlerin herhangi bir çeşit yağda karıştırılarak ya da daha iri parçalar halinde iseler, alt üst edilerek kahverengileşinceye kadar pişirilmeleri. Sote edilecek malzeme mutlaka eşit boyutlarda doğranmış olmalıdır. Sote edilme sırasında söz konusu malzemenin her yanının eşit biçimde pişmiş olması beklenir. Küçük parçalar halinde doğranmış sebze, balık ya da etler sote edilirken tava ya da tencerenin kapağı kapatılmaz. İri parçalar sote edildiğinde ise, malzeme renk aldıktan sonra tava ya da tencerenin kapağı kapatılarak pişirmeye devam edilir.

Ütülemek: Modern yöntemlerle kesilip, paketlenmiş tavukların ütülenmesi gereksizdir, çünkü bu tavuklar kesimden hemen sonra kaynar suya batırılır ve tüyleri kesim hanede temizlenir. Ancak kesilip, tüyleri elde temizlenmiş tavuklarda genellikle tüy kalır. Bunların temizlenmesi için tavuğun tüylü kısımları aleve tutulur ve tüyler iyice yanıncaya kadar beklenir. Bu işlem mümkün olduğunca süratli ve abartısız bir biçimde yapılmalıdır. Ütülenmiş tavuk genellikle suya tutularak yıkanır ve kurulanır.

Terbiye Etmek: Hazırlanan karışımda bir süre bekletilerek yumuşaklık ve lezzet kazandırmak; veya yemeklerin suyuna un, yumurta, limon gibi Gereçleri ekleyerek koyulaşmasını sağlamak.

Tuzlama: Yiyeceklerin bir süre bozulmadan saklanmasına yarayan yöntem ve bu yolla hazırlanan yiyecek.

Yedirmek: Bir sıvının kendisinden daha yoğun kıvamda olan bir maddeye eklenerek karışımının sağlanması

 

Kuruyemiş

Keyif Arkadaşımız 

Genellikle mutlu anlarımızı tamamlayan minik ve farklı tad takviyeleridir kuruyemişler. Uzun kış gecelerinde TV seyrederken gömüldüğümüz puf koltuğumuzun yanıbaşında duran sehpada, heyecan kasırgası spor karşılaşmalarında, café-barlarda, aperatiflere eşlik eden küçücük tabaklarda biraraya gelirler çerezler.
Tombul biçimli fıstık, narin yapılı kabakçekirdeği, sihirli tadıyla Antepfıstığı ve bozanın arkadaşı sarı leblebi, yemeye başlayınca sonu getirilemeyen ayçekirdeği, besleyici özellikli fındık, badem, kuru üzüm, incir ve kayısı, Türkiye'nin çeşitli yörelerinde yetiştirildikten sonra, evlerimizdeki küçük çerez tabaklarında bir araya geliyor ve ağızlarımızı tadlandırıyor. Bunun yanısıra artık evlerimize sadece Türkiye'nin farklı yörelerinde yetişen çerezleri değil, çok uzak diyarlarda yetişen kuruyemişler yani daha düne kadar yabancısı olduğumuz tadlar da katıldı.
İthal - Lezzetler Bu ithal lezzetlerin başında, satışı her geçen gün artan ''keşü'' geliyor. Keşü'nün vatanı, Hindistan. Ancak, Türkiye'de henüz pek bilinmiyor. Yağlı, fevkalade besleyici özellikte, oldukça tombul, bir çeşit yer fıstığı. Ayıklanmış, yağda kavrulmuş, tuz oranı az, bu fıstık çeşidinin ağzı dolduran, oldukça lezzetli bir tadı var. bir defa tadını deneyince de, kolay kolay vazgeçebilecek bir lezzet değil. Ancak kalorisinin oldukça yüksek olduğunu söylemeliyiz.
Keşü'ye en büyük ilgiyi beş yıldızlı oteller gösteriyorlar. California'dan ithal edilen badem çerez. Dışı sert, içi yumuşak olan bir nevi kavrulmuş mısırın çıtır çıtır çeşidi. Ancak, çiğneme sırasında diş dolguları olanların dikkat etmesi gerekiyor.
İlaç - Niyetine Beyaz leblebi mide suyunu çekmede birebir olduğu gibi, zayıflamak isteyenlerin açlıklarını bastırmada kullandıkları bir çerez. Adapazarı tarafında yetiştirilen iç kabakçekirdeği ise, prostat ve bağırsakta tenya gibi problem yaşayanlara aç karnına yemeleri tavsiye ediliyor. Aç karnına bir-iki adet yenmesi tavsiye edilen acıbademden, şeker hastalarına fayda sağlarken; üryani erik, kabuğu soyulmuş incir tadıyla bağırsakları yumuşatıyor.
Siyah üzüm, kan yapıcı özelliği nedeniyle çocuklara ve hanımlara, kayısı ise karaciğere iyi geliyor. Kuru kayısının kükürtle sarartılan çeşidinden başka, buruşuk görünüşü ve koyu rengiyle doğal kurutulan bir türü daha var ki; koku ve lezzet farkı nedeniyle Avrupalılar pek rağbet ediyorlar. Günümüzde kuru yemişler stresi bastırmakta yardımcı olduğu gibi sigarayı bırakanlara oyalayıcı etki ediyor. Ama burada çok dikkat edilmesi gereken bir husus var. sigarayı bırakmayı deneyenlerin zaten iştahları açılıyor ve yeterince önem vermezlerse bu dönemde kiloları artıyor. Bir de sigaranın arkadaşlığı yerine kuruyemişi tercih edenlerin kilo sorununa herkesten daha dikkat etmeleri gerekmektedir. İşte gördüğünüz gibi kuruyemiş yaşamamıza birçok kapıdan giriyor. Hem eğlenceli bir çerez, hem ilaç niyetine sağlığımızı regüle ediyor hem de sigara gibi alışkanlıktan kurtulmak isteyenlere can yoldaşlığı yapıyor.

Fıstık Silifke, Anamur, Osmaniye Badem Siirt yöresi ve özellikle Ege Bölgesi'nde Datça Sarı Leblebi Manisa-Kula, Çorum, Kütahya-Tavşanlı Beyaz Leblebi Denizli-Tavas Fındık Giresun, Ordu-Bulancak Kabak çekirdeği Trakya Bölgesi'nde Edirne Ayçekirdeği Kayseri, Erzurum Antep fıstığı Gaziantep, Siirt Mısır Kavurgası Yeni moda çerezlerden bir tanesi de Kavrulmuş Mısır. Ankara civarından geliyor dışı sert, içi yumuşak özellik taşıyor. Mısır kavurgası olarak anılıyor. Hollanda'dan gelen yeni teknoloji ürünü fırın, kuruyemişler bantlarda yürürken her tarafını çevirip pişiriyor, nemini ölçüyor, pişirme süresini ayarlıyor, belli kademelerde fanlarla soğutmasını yapıyor, el değmeden tuzlu fıstık , iç Antep badem, Leblebiyi ve kabak çekirdeğini kendi başına tuzluyor.

Kuruyemiş Haritası

Fıstık Silifke, Anamur, Osmaniye
Badem Siirt yöresi ve özellikle Ege Bölgesi'nde Datça
Sarı Leblebi Manisa-Kula, Çorum, Kütahya-Tavşanlı
Beyaz Leblebi Denizli-Tavas
Fındık Giresun, Ordu-Bulancak
Kabak çekirdeği Trakya Bölgesi'nde Edirne
Ayçekirdeği Kayseri, Erzurum Antep fıstığı Gaziantep, Siirt
Mısır Kavurgası Yeni moda çerezlerden bir tanesi de Kavrulmuş Mısır. Ankara civarından geliyor dışı sert, içi yumuşak özellik taşıyor. Mısır kavurgası olarak anılıyor. Hollanda'dan gelen yeni teknoloji ürünü fırın, kuruyemişler bantlarda yürürken her tarafını çevirip pişiriyor, nemini ölçüyor, pişirme süresini ayarlıyor, belli kademelerde fanlarla soğutmasını yapıyor, el değmeden tuzlu fıstık , iç Antep badem, Leblebiyi ve kabak çekirdeğini kendi başına tuzluyor.

Son Güncelleme ( Salı, 26 Temmuz 2011 13:58 )

Sarımsak

Doğal Antibiyotik:


Sarımsak çok faydalıdır. Başta, tam bir antibiyotik yani, mikrop öldürücüdür. Dizanteri, kabızlık, kanser, bronşit, verem, siyatik, astım, varis vs. hastalıklara çok faydalıdır.Her derde deva Sarımsak ayrıca; *Dolaşım bozukluğunu giderir.

*Solucan, tenya, şerit düşürür.

*Mide, bağırsak gazını giderir.

*Kalb rahatsızlığını giderir.

*Eksoz gazına panzehirdir.

*Mesane taşlarını düşürür.

*Böbrek taşına mâni olur.

*Cilt hastalıklarını önler.

*Bağırsakları yumuşatır.

*Damar sertliğini önler.

*Güç ve kuvveti arttırır.

*Romatizmayı hafifletir.

*İnsana canlılık verir.

*Tansiyonu ayarlar.

*Hazmı kolaylaştırır.

*Ateş düşürücüdür.

*Yorgunluğu önler.

*Balgamı söktürür.

*İştah açar.

Baharatın Öyküsü

Baharatlar, çiçek, yaprak veya kabukları kurutularak, dört mevsim lezzet ve şifa dağıtıyor. Bazen bir çiçeğin, bazen dev bir ağaç kabuğunun, bazen de bir orkide soğanının adı olan baharatlar, insanoğlunun çok eskilerden beri değişik amaçlarla kullandığı bitkilerdir. Baharatın ilk kullanıldığı yer olarak, Uzak Doğu kabul edilir.

Avrupa'da ilk tanınan baharatlar ise, Hint Karabiberidir. O yıllarda, birşeyin pahalı olduğunu ifade etmek için, 'Karabiber gibi pahalı' denildiği de kayıtlarda yer almaktadır. Avrupalı'larca yağ ve merhem yapımında kullanılan tarçın, Hindistan ve Seylan gibi ülkelerden, kervanlarla İskenderiye'ye kadar getiriliyordu. Öyle ki, bir zamanlar tarçının, Arabistan'da yetiştirildiği zannediliyordu. İlk çağdan beri Çin ve Hindistan'da kullanılan zencefilin, Hindistan'dan geldiğini bilmeyen Dioskorides ve Plinius'a göre, bu baharat Yunanlılar'a Persliler tarafından tanıtıldı.

Zencefil, Romalı'ların besin maddelerinde büyük rol oynamıştı. Zencefilin Ortaçağ Avrupası'nda kullanımı, karabiber kadar yaygındı ve onun gibi pahalıydı. İlaç ve boya olarak kullanılan, Keşmir, İran ve Frigya'dan gelen safran, Romalılar tarafından biliniyor ve kullanılıyordu. Baharatın Bizans İmparatorluğu yoluyla Avrupa'ya geçmesi, 9. yüzyıldan itibaren engellendi. Ama çok miktarda tüketilen etin muhafazası için, baharata duyulan ihtiyaç ve onun güzel tadı, zengin sınıflarına baharatı unutturamadı. Baharatın yıldızı Avrupa'da yeniden parladı ve safran, Fransa ile İtalya'da ekilmeye başladı. Doğu Akdeniz limanları (İskenderiye) Avrupalı tüccarlara yeniden açılınca, Venedikli'ler Avrupa piyasasında hemen hemen bir tekel kurdular. Orta çağın sonunda, Avrupa'da baharat tutkusu, aşırı derecede çoğalmıştı.

Şatafatlı ziyafetlerde baharatlı yemekler yapmak modaydı. Alabildiğine zenginleşmiş olan baharat tüccarları, Floransa'da bu işi sanat haline getirdiler ve 19. yüzyılın başında 288 çeşit baharat sattılar. Venedik'in tekelinden kurtulmak için baharat sağlamaya çalışmak, büyük coğrafi keşiflerin önemli sebeplerinden biri oldu. 16. ve 17. yüzyıllarda, Portekiz, İspanya, İngiltere, Fransa ve Hollanda gibi sömürgeci ülkeler, baharat ticaretinde sıkı bir yarışa girdiler. İbni Sina'nın bahsettiği, Hindistanceveze ve Meksike vanilyası, 16. yüzyılın başında Avrupa'ya geldi. Atlantik limanlarına büyük miktarda gelen baharatlara, sayısız iyileştirici nitelikler atfediliyordu. 1560 yılına kadar, baharatın fiyatı Lizbon'da sürekli bir artış gösterdi. Bundan sonraki iki yüzyıl boyunca da, baharat sürekli değeri artan bir ürün oldu. Baharat yetiştiren yerlerin artması ve de yemek zevkinin değişmesi, 19. yüzyılın başlarında baharatın ticari önemini biraz olsun azalttı.

Baharat Anadolu'ya Afrika ülkelerinden yine kervanlarla getiriliyordu. Develerle güney illerimize gelen baharatlar, daha sonra oradan diğer illere ve İstanbul'a gönderiliyordu. Baharat çeşitlerinin Uzakdoğu'da da yetiştirilmeye başlamasıyla, buradan denizyoluyla İskenderun'a getirildi. Hem getirilmesinin zor olması, hem de ekonomik olmaması sebebiyle, zamanla birçok baharat da yurdumuz topraklarında yetiştirilmeye başladı. Fakat, Karabiber, Hindistancevizi gibi, iklim şartlarının müsait olmaması sebebiyle yetiştirilemeyen 5-6 çeşit halihazırda ülkemize başka yerlerden getiriliyor. Baharatı günümüzde en çok Hintli'ler kullanıyor. Bunun yanısıra, Avrupa ve Amerika'da da baharat kullanımı çok yaygın. Bilhassa italyan ve Fransız mutfaklarında baharatın büyük bir önemi var. Türkiye de, en çok baharat kullanan ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle Güneydoğu illerimizde, acı biber tüketimi bir hayli fazla

Zencefil

100 cm boyunda kamış görünüşünde çok yıllık otsu bir bitkidir. Yapraklar mızrak şeklinde sivri uçlu ve tarçın kokuludur. Çiçekler sarı renkli ve çoğu bir arada bulunurlar. Zencefilin vatanı Güney Asya olmakla berâber Hindistan, Batı Afrika gibi birçok tropik bölgelerde ekimi yapılır. Memleketimizde ancak seralarda yetiştirilir. Nemli iklimi ve sulak yerleri sever. Bitkinin kökleri nişasta, reçine ve uçucu yağlar taşır. Kökler yassı ve grimsi renklidir. Kuvvetli kokulu ve biraz acımsı lezzetlidir. Baharat olarak kullanılır. Zencefil yağının hazmı kolaylaştırıcı tesiri vardır. Ayrıca yatıştırıcı ve gaz söktürücü etkiye sâhiptir.

Yenibahar

Batı'da 'Jameika Biberi' olarak da bilinir. Başta Jameika olnak üzere, Maksika ve Malezya'da yetiştirilen Yenibahar, 'Pimento Officinalis' adlı bitkinin, olgunlaşmamış meyvelerinden elde edilir. Özellikle köftelerde kullanılıyor. Yılda 500 ton tüketiliyor.

Vanilya

Birçok tropikal ülkelerde yetiştirilen, tırmanıcı gövdeli bitkilerdir. Vatanı Meksika, Madagaskar, Java ve Antillerdir. Bitkinin yaprakları sapsız, yassı ve etlidir. Meyveleri 15-20 cm uzunlukta, yassı, iki uca doğru incelmiş, parlak siyahımsı renkli bir kapsüldür. Kokusu özel ve tadı acıdır. Yeşilken toplanıp, sonra suda haşlandıktan sonra kurutulan meyveleri kullanılır. Özel kokulu vanilin maddesi ancak fermentatif bir kurutma sonucunda meydana gelmektedir. Vanilin meyveden glikosit ile bağlı durumdadır. Ancak böyle bir kurutma esnâsındaki mayalanma ile serbest hâle geçmektedir. Mîde ve sinir sistemini uyarıcı etkilere sâhiptir. Koku verici olarak gıdâ sanâyiinde kullanılmaktadır.

Tatlı Toz Biber

Hiç acısı olmayanı, Geyve'de, Osmangazi civarında üretiliyor.
Tatlı Kırmızı Biberi'in kurutulup öğütülmesiyle elde ediliyor.
Ayrıca, acı olan cinsi ise Karacabey, Kemalpaşa ve İnegöl'de yetiştiriliyor.

Son Güncelleme ( Salı, 26 Temmuz 2011 14:44 )

Tarçın

Vatanı Güney ve Güneydoğu Asya olan, yaprak dökmeyen aromatik kokulu ağaçtan elde edilir. Önemli olan iki tür tarçın en çok kullanılmaktadır.

Çin tarçını (Cinnamamum cassia): Güneydoğu Çin'de yetiştirilen bir türdür. 10-12 m yüksekliğinde kışın yapraklarını dökmeyen bir ağaçtır. Esas ağacın kurutulmuş kabukları kullanılır. Kabukların dış kısmında mantar tabakası bulunur ve grimsi renklidir. Kokusu kuvvetli ve özel, tadı tatlımsı ve yakıcıdır. Tanen ve uçucu yağ taşır. Baharat olarak kullanılır. Meyveleri de baharatlı lezzetli ve tarçın kokuludur Tarçın yerine kullanılır.

Seylan tarçını(Cinnamomum seylanicum): Kışın yapraklarını dökmeyen küçük bir ağaçtır. Hindistan ve Doğu Hint Adalarında yetişir. Kabukları kahverenkli, boru şeklinde iç içe geçmiş ve mantar tabakası yoktur. Özel kokulu ve tatlımsı baharlı, lezzetlidir. Tanen ve uçucu yağ taşır. Kabız, gaz söktürücü ve antiseptik etkisi vardır. Baharat ve koku verici olarak kullanılır.

Tarçın esansı: Seylan tarçınının kabuklarından elde edilen bir uçucu yağdır. Kuvvetli tarçın kokuludur. Gıdâ ve parfümeri sanâyinde koku verici olarak kullanılır.

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 16

FİRMA ARA

Arama :
 



Semt
Kategori Seç

KATEGORİLER